bilgi@altinkalem.com | +90 262 325 92 22

Oyun Terapisi Nedir?


Oyun Terapisi Kitabı

Oyunun çocukların hayatında önemli bir yer kapladığı çok öncelerden biliniyordu. 18. Yüzyılın başında Rousseau (1762/1830) çocukları öğrenmek için ve onları anlamak için oyunun gözlenmesinin önemi hakkında yazmıştır. Emile’de (1762/1830) çocukların eğitimi ve öğretimi konusundaki fikirlerini belirtmiş ve onların küçük yetişkinler olmadığını gözlemlemiştir.

230 yıl sonra bizim hala çocukların bu kavramıyla uğraşmamız ilginç bir noktadır. Oyun ve çocukların oyunları hakkında Rousseau yorumları oyununun terepatik kullanımından daha ziyade eğitimin amaçlarıyla daha çok uyum gösterir. Onun yazıları çocukların dünyasını anlamada duygusal bir yaklaşım göstermiştir. “Çocukluğa derin bir saygı göster ve onu iyi veya kötü bir şekilde yargılamak için acele etme… Hayatın gidişatına müdahale etmeden ne olacağını bekle… Çocukluk sebeplerin uykusudur.” (Rousseau–1762/1830 sayfa, 71)

1903’te Froebel İnsanların Eğitimi adlı kitabında oyunun sembolik parçalarını vurgulamıştır. Oyunun doğasında belirgin bilinçli veya bilinçsiz amaç olduğunu belirtmiştir. Bu yüzden anlamı için oyun incelenebilir. “Çocukluğun en üst gelişimi oyundur. Çünkü bu çocuğun ruhunda neler olduğunu tek başına serbestçe ifadesidir… Çocukların oyunu sadece bir spor değildir, birçok anlamlarla doludur.” (Froebel–1903 sayfa, 22)
Çocuklar hakkında psikolojik gir

 

Kitabın Adı : Oyun Terapisi-İlişki Sanatı
Yazar : Garry L. Landreth
Çeviren : Sevim Yazıcı
Editör : Pdr. Halime Yazıcı
ISBN : 978-9944-712-82-8
Sayfa Adedi : 328
Yayınevi : Altın Kalem Yayınları

 


işimi anlatan ilk yayın 1909’da Sigmund Freud’un yazdığı “Little Hans”  (Küçük Hans) beş yaşındaki küçük bir çocuğun fobisini anlatan yazısıdır. Freud Hans’ı küçük bir gezisinde bir defa görmüş ve Hans’ın oyunları konusunda babanın notlarına dayanan tavsiyelerle Hans’ın babasına davranışları yönlendirici önerilerde bulunmuştur. “Little Hans”  bir çocuğun zorluklarını duygusal sebeplere dayandığını anlatan ilk durumdur. Bugün duygusal faktörler çoktan kabul edilmiştir. Fakat o zaman için çocukların psikolojik rahatsızlıklarında duygusal kavramın önemini kavramak çok zordu. Reisman (1966) 20. yüzyılın bitiminde profesyonellerin genelde çocukluktaki bozuklukların çocuğun eğitimi ve yetişmesindeki kusurların sonucunda ortaya çıktığına inandıklarını vurgulamıştır.

 


Kanner (1957) 20. Yüzyıl başladığında çocuk psikiyatrisi olarak kabul edilebilecek bir girişimin veya prosedürün kullanılmadığı sonucuna varmıştır. Oyun terapisi çocuklardaki psikoanalitik terapi yapılan ve başvuru çabaları sonucunda gelişmiştir. 1900lerin başında çocuklar hakkında çok az şey bilindiğini düşünerek resmi ve yüksek yapıdaki bir girişimin bozukluklardaki sebebi öğrenmek için materyal sağlama konusunda yetişkinlerin analiz edilmesi sizi biraz şaşırtabilir. Özellikle de hastaları hatırlama sürecinde yetişkinlerin analizinin, çocukların analizinde uygunsuz ve yetersiz olduğu çok çabuk fark edilmiştir.
             
ÇOCUK ŞEFKAT İSTERSE NE YAPILIR?
                     Oyun terapisindeki bazı çocuklar doğrudan şefkat duygusu almışlar ve genellikle duygusal açlık içinde olabilirler. İlişkide nerde duracaklarını anlamaya çalışıyor olabilir ve terapistin onları koruyacaklarını garantileme ihtiyacı içinde olabilirler.  Çocuk “Beni sevdin mi?” diye sorduğunda “Seni sevip sevmediğimi merak ediyorsun” diye cevap vermenin zamanı değildir. Evet, bu gerçekten çocuğun merak ettiği şeydir ve tam sorduğu sorudur. O yüzden çocuğa ne sorduğunu belirtmek gereksizdir. Kişisel ilişki geliştirmede terapist açısından paylaşım zamanıdır. Aşağıdaki etkileşimde terapist, çocuğun duygusal ihtiyaçlarından kaçınır ve çocuk etkileşimin üzerine odaklanmayı değiştirir. Bu sekiz yaşındaki Frank’ın altıncı seansıdır.

SEÇİCİ DİLSİZLİK
            Bu bölümde secici dilsiz olan Amy’nin durumunu anlatacağız. Annesi onu merkeze getirdi çünkü Amy, ev dışında okulda veya diğer yerlerde konuşmayı reddediyordu. Amy, aşırı bir utangaçlık sergiliyor ve gece yatağını ıslatıyordu. Amy, çekirdek ailenin ortanca çocuğuydu. İki erkek kardeşi vardı. Annesine daha yakın ve bağımlı görünüyordu. Bu durum seçici dilsiz çocukların ortak özelliğidir. (Kolvin &Fundudis–1981)


            Seçici dilsiz çocuklar ebeveynlerine özellikle de annelerine çok bağımlı görünürler bu durum Amy olayında görülmüştür. Oyun terapisi süreci anneyle başladı ve sürenin tamamında orada kalan bir ebeveyndi. Amy’nin babası hiç katılmadı, fakat evde bu sürece katıldığı belirtildi. Çocuklarla danışmanlık yaparken iki ebeveynin de katılması ve bilgilendirilmesi danışman için idealdir. Ne var ki bu durum oyun terapisinin her iki ebeveyn olmadan olumlu sonuçlar alınabileceğini gösterir. Amy’nin seçici dilsizliğinin üzerine annesi bir de gece altını ıslattığını söyledi. Amy’nin kardeşleri de aynı durumdaydı. Yirmi dört seçici dilsiz çocuk üzerinde çalışma yapan Kolvin ve Fundudis bu çocukların yüksek derecede idrar kaçırdıklarını belirttiler. Yine bu çocukların yüksek oranda davranış bozuklukları, aşırı utangaçlık, çocuksu hareketler (Özellikle konuşmada) sergilediklerini buldular. Seçici dilsizlik kontrol edilmesi zor olduğu ve erkeklerden çok kızlarda görüldüğü ispat edildi. Amerikan Psikiyatri Derneği–1987, seçici dilsiz çocukların aşırı utangaçlıktan asosyal davranış bozuklukları yaşayan ve muhtemelen çiş kaçırma olan çocuklar olarak belirtmiştir.

 

Bu kitapta bahsedilen temel konular aşağıdaki gibidir:
·        Oyunun çocukların hayatındaki anlamı, uyumlu ve uyumsuz çocuklarla tedavi süresince oyun aşamaları.
·        Eşsiz bakış açıları, anahtar kavramlar, iyileştirme ilişkisinin çocuk merkezli felsefesinin amacı.
·        Oyun terapisi süresince çocuklar ne öğrenir.
·        Oyun terapisti gerekli kişilik özellikleri ve tedavi uygulamasında Oyun terapistinin rolü.
·        Çocuklara sorumluluk almada nasıl yardımcı olunur konusunda önemli ana noktalarda kolaylaştırıcı cevapların özellikleri.
·        Oyun odası düzenleme ve istenilen oyuncak ve materyallerin detaylı noktaları.
·        Aile ilişkilerinde önemli tavsiyeler ve Oyun terapisinin nasıl anlatılacağı.
·        İsteksiz, endişeli çocukla kontak kurma ve oyun odasındaki tedavi uygulamasını yapılandırma.
·        Oyun terapisi uygulamasını çocuğun nasıl gördüğü.
·        Tedavi sınırlaması koymada sınırların ve basamakların ne zaman konulacağı ve sınırlar aşıldığında ne yapılacağı.
·        Oyun odasında oluşabilecek tipik problemler ve bunlarla baş etmek için tavsiyeler.
·        Çocuğun oyununda yer alma, hediye kabul etme ve “Kim temizler” gibi oyun terapisindeki önemli noktaların sınavı.
·        Oyun terapisinde çocuğun tartışmaları ve kullandığı sözler; ölen bir çocuk, çocuk rolü yapma becerikli bir çocuk. Seçici sessiz bir çocuk ve bütün saçlarını yolan bir çocuk gibi.
·        Kısa-dönem ve yoğun oyun terapisi.
·        Oyun terapisinde ve bitirme prosedürlerinde kararlı iyileşme başarısının noktaları.
·        Çocuk odaklı ebeveyn terapisinde 10- seanslık modelin tanıtımı.
Bu kitabın bir bölümü de benim tecrübelerim, tepkilerim ve duygularım hakkında. Bu yüzden kişisel tepkilerimi birinci tekil şahıs “Ben” kelimesini kullanarak ifade etmeye çalıştım. Yazar kelimesini kullanmak benim iletmek istediğim boyutları anlatamayacaktı.